Gazete kokularının çayımıza karıştığı,
mahzun yüzünün
çatırdayan yapraksı ömürlerimizi karıştırması belki de
bükük yaşlı bardaklarımızın
...
Gizlice karaladığımız okul defterlerimizin
arka kenar sayfaları;
Kurşun kalemin yetmezliğinde,
dilinden devam eden anlatışların
...
Son tümcenin soru işaretli bitimleri,
cenaze evini aratmayacak
kötümser odanın kendine çaresiz,
göçük koltuğunda,
kahverengi kılıfı giydirilmiş yastığına yaslanışın
...
tatlı gibiydi akıbeti, dokunuşu
...
Geçiyor mu o ender beyaz kanatlı kuşlar,
Gülümsüyor mu bebekler binbir şüpheli bakışlarının içine.
Düşüyor mudur bu mısralar:
Beyazlardan kanatlarını toparlayıp, silkinen
Usta bileğinden düşme
Sıyırma adamlar olduk.
Bu içerik 48 kez okundu
paylas