Deprecated: mysql_connect(): The mysql extension is deprecated and will be removed in the future: use mysqli or PDO instead in /home/erenaligulcom/public_html/ayar.php on line 9
Eren Ali Gül - Arayışlar

Arayışlar

(...) Neden bilmiyorum; burada oturuyorken kuşların kanat çırpışlarında bir kasırga koparacaklarına heyecanlandığım, sonrasında başımın yere düştüğü... Gecelerin bitmeyen uykusuzluğunu, belli belirsiz sebepsiz arayışların varacağı son noktanın bilinmezliği ne kadar da garip. Kim bilir benden önce niceleri dizeledi bu mısraları, bekledikçe çoğalan kendiliğinden yinelenen bu halleri. Kaçı salınarak indi İncesu'dan aşağı, Kurtuluş'a... En çokta, Konur sokakta kaç gece sövdü birileri spot lambalarına. Kaç izmariti sayarak ilerledi inişli çıkışlı basamaklarında nizam olmayan, koğuşu anımsatan memur cadddelerinde. En kıymetlilerini, ikinci el tezgahlarına yatırdığında kaçı geriye bakıp yuhaladı içindeki çaresizliği. Bira şişeleri yuvarlanan meyhane önlerinde çakmağa sarılıp yakası geldi, kaçının...

Niyedir bilmiyorum. Neyi, niye, niçin? Her düşünüşün; hem yaşamsal pratiğinde ve özgürlük kavramına paralel kesişen ifade biçeminde, ezber bozulduğunda ikinci bir şansın açık olduğu görülmüş müdür Ankara'mızda? Nerede sonlanacağı kestirilemeyen sokak aralıklarında, Bursa'nın taşlı ufak tefek geçitlerini anımsatan sokaklarını yaşayabilen var mı? Hep ben mi ya da... Namus borcu olana değin yürünen onca yolun, geride bırakılanın sadece bir masa ve sandalye beraberinde de konuştuklarının orada tıkalı kalıyor olması, en çokta bunu hatırlamak mahvediyor, kahrediyor olmalı insanı. Vuruşlarını hesaplayamadığım, bu notların kime niçin yazıldığını da bilmiyorum. Kim ne anlayacak, ne çıkaracak? Kim ne için burada sayfa çevirirken hayallerinde pekişecek? Anne dizinde olanlar bilmeyecekler, birkaç bozuk mısranın biraraya gelişi olarak değerlendirip sonuna dek sinirlice okuyacaklar. Okuduklarından birşey anlayacak gibi durup, kağıdı çevirip kapağı kapattığında herşeyi unutacak bildiklerinin... Hiçbir şey duymayacak bir daha burada, duyduklarından öteye. Yırtıcılarla aş bölüşen bir çuval namus yoksununa gidecek buradaki her bir imla. Deri koltukları parçalanacak, terleri pabuçlarına sızdığında göğün yarıldığı yanılgısına kapılıp kara gözlüklerini takarak tıpış tıpış bulacak evinin yolunu. Ulaştığında evine, sıcak kahvesini yudumlayıp temiz çoraplarını giyecek. Bir konçertoyu ıslığına düşürecek, yayına vuracak kemanın belki... Burada işler böyle yürümez halbuki. Aslanın noksanında, kanarya öttürmek bizim adabımızda yazılı olan. Kenar mahalle esnafının kafi gelen güne uyarlı sohbetlerinde, balıkçı Eşref'in Kuğulu Park'ta karlı bir akşamda buzlu birasını kibritle kazıyıp içmesi gibidir. Cuma geceleri öğrenci sokağından köprüye doğru doluşan Beytepe'lileri selama duran dilenci kadının, kürtçe telaffuzlarına anlamsız bakan bir taşra çocuğu bu dizginin hangi çağa itham edildiğini bilecektir, öyle ki. İşte o anlayacak, şaşırası gelecekte dellenipte düvele vermeyecek koluna taktığı arkadaşına. Anlamları bozguna uğratılmışçasına kaçışacak kırk küsür yaşında mahalle kadınlarının diline düşmemek için, daha ağırdan verecek beline pazardan aldığı çuval dolusu erzağı. Her biri gibi gizleyecek kaygılarını, hayata samimi bakan bir fert olacak o'nların tasniplerinde. İki de bir telefonunun çatlamış çerçevesinde dolaşan tütünleri tırnak arasıyla temizledikten sonra, kulağına dayayıp anacığına verecek veriştirecek gülüşlerini. Mızıka çalan çocuğun kirli saçlarını okşayacaktır ki, köşede onu izleyen bir hanfendinin itici bakışlarından korkacaktır. Adımı geri savıp, kırmızı burnundan aşağı sallanan terleri el pratikliğiyle gömleğinin iliğine sürecek. Kitaplardaki babacan tiplemeleri karakteristikleştirip, bir nebze yaşatacağını umduğu odasındaki süslü kalemlerine iliştiren bir şehir çocuğununkinden farklı olarak, kendi yazgısını bozacak girişkenliğiyle militan mavilere boğacak bizim tarafın çocukları şehrin kıyılarını. Kampanyalı simitleri bolca tüketip en son içtiği çorbanın bir sigara olduğunu tasavvur edene değin, onu duyan da olmayacak bir daha. Unutulmuştur artık. Sessiz bekleyişini kırmak istediğinde, ne ezberler geride kalmış, ne kendini gömdüğü kuytunun hayatına sirayet etmediğini gördüğü arkadaşları tutmaycaktır kolundan onu. Ait olmadığı alana, kendi göğü gibi parlamayan o şehre bir daha da dönmeyeceği sözünü verecektir. Dönüşü olmayan bir yola girdiniz! diye ihtarı çeker bir zabıta memuru korsan kitapçıya. Duyar, işitir... Kendidir orada karşısına alınmış korsancı. Kırtasiyeciden ödünç alınan kiralık kalemleri, pasaport gibi resmi duran şaşaalı ``notebook´´larını birer birer teslim edip, yakacağı olmadığında da hitap edecek bizim ahbap...

Tek dostu olmalı insanın hayatta. Ayakkabıları..! Yırtıldığında, çürüdüğünde yahut kokuştuğunda atmalı onları. Hemen mahalleli esnaftan bir iki danışıp, en usta en köklü olanın dükkanına varmalı. Ucuzundan ``öğrenci´´ olduğunu vurgulayıp, ``selamı var ...´´ deyip birilerini ve referanse etme işinden sonra kutusuyla çıkmalı o ustanın tutkal kolulu dükkanından. Yolda iki bakıp kendini gördün mü, tamamdır işte diyerek yola keyfi bir maça gider gibi tıkır tıkır ses çıkarıp yürümeli. Ertesi seneye dair planlarını kurgulayıp çıkmalı şehrinden. Diplomalı bir işçi olarak yakana iliştirdikleri apoletlere gülmeli sonraları. Hep geçmişin izlerini taşıdığın yüzüne daha iyi bir aynadan bakmalı. Yaşını şöyle bir ortaladıktan sonra, güneyin denizine gitmeli. Orada yaşamalı insan, dostu da ora olmalı, son olarak...

Eren Ali Gül



Bu içerik 835 kez okundu


Müzik aletleri

Deprecated: mysql_connect(): The mysql extension is deprecated and will be removed in the future: use mysqli or PDO instead in /home/erenaligulcom/public_html/ayar.php on line 9

Fatal error: Cannot redeclare meta() (previously declared in /home/erenaligulcom/public_html/php/meta.php:9) in /home/erenaligulcom/public_html/php/meta.php on line 28