Çözüldü, soyundu karşımda.
Ezberimde kaç türkü yitti, gitti sefil göçmenler.
Elleri kızarmış,
Ardışık askerler, saçları taralı mısır koçanları;
Bahçeler nizam tutmuş, uğurlarken toprağın şefini
Küçük bir kız çocuğunun ağıdı duyuldu.
Hasat döküntülerinden kurtuldu bir yaprak,
Kara tepeye ulaşana dek.
Köklerinden damıtılmış, kuru sıcağa dayanmaya çalışıyor
Sesini öğrendiği, kayan yıldızların sıkılı yumruklarından
O'nlara okuyor...
Bir mevsimi yoktu onların, nerede bir süt ılığı rüzgar eserse
Yaşam bulur, kara gövdelerini dikerler
Suya kavuşsa dem vururlar.
Hani uzakta,
Yani hayatta bağları kopmuş, piç gibidirler kavağın yellenişinde.
Hissetirmezse rahat değildir,
Batık gibi acı çektirir beline çöktüğü beyaz ağaca.
Bu içerik 57 kez okundu
paylas