Anasayfa | Biyografi | Kitaplar | Künye | İletişim

Biriktiriyoruz, bitikleşiyoruz: ``senkronize dert açılımları´´

20 Aralık 2009

Neler kaybedildiyse azımsıyorum. Bu cümle kötü bir imlemeyle sonlanacak, yine sonuçsuz bir açıklama tasası içinde basiretsiz dostlarımı hal-i pür dert edeceğim.

İlkesizlik temelinde kaybedilenler, ilkeli ve ilkelce kaybedilenlerden, vasfını yitirmiş insansıların kötürümlükleri kadar acım-acımtrak bir hal alır. Ahmet Kaya, ``yani bu aşağılık bir dramdır artık´´ şeklinde geçiştirmiş kısadan, klarnet zillerle beslenip sesin alçakça kahroluşuyla içselleşince ortaya farklı bir ifade olarak çıkıvermiştir. O an ki durum önemlidir. O an olarak bugünü yorumlamak zorunlu bir haldir artık. Geçmiş, geleceğe birşeyler bırakmalıdır böylelikle. Öyle ya işte! Niye hep kötüsünden kalıntıcıklar örgütlüyor beyin köşegenlerimizi? Annelerimiz niçin kızmaktadır? Oğul artık adam ol! Bırak ulen bu işleri! Salaaak... Haklı olmalı kadın. Peki bu kadın niçin bağırmaktadır? Kırklılıkları vermiş başına bir tasa. Taşın altından çıkartılsa o kadar ağır basmaz kendine. Pek boş bu hatun. Dolu olan da sokak ortasında atılmış iskemleden istenen bir buçuk şekerli çay bardağına rengini tutturamamamış, kendini tatmin etmeyeceği pek aşikar bardak mıdır? Sahte kişiliğini lanse etmek için yırtınan bir gerizekalının vasat dertlerinin algoritmasını çıkarıp, sosyal bitikliği mi biriktiriyoruz?

Ağlayarak sarılamadığın dostlarına içerlenip, öyle yastığa kirli kokuşmuş çoraplarını geçirerek onu kendiliğindenci alaysı tavrını mı yaşatıyorsun? - Sanat sefaletten besleniyor her zamanki gibi. Bir yazar çöküyor köşeye, okuduklarını çekiştiriyor yavşağımsı üstten bakışlarıyla. Okuduğundan bir halt anlayabilse, yaşamında bir doğruluk çizgisi belirirdi. Eğer bir yaşantıda doğruluk ve hukuk çizgileri yoksa, adli bir vak'adır. Sefaletten beslenerek çizmeye başlıyor olmalı şimdiden. Fırsatta kovuşturuyor bileklerini, kahve kokusu camdan çıkıp gibiyor. Öyle böyle değil! Tüm kurgumu içimden yapıyorum. Tartışmamı bitirmeye yakın bir zamanlamayla küstah herif karşımda profilimi resimliyor hafızasında. O da ne? Jeremy Bentham Gözün İktidarı'nı politize ederken, onu evriltecek olan ağır eleştirel yargıdan geçiriyorcasına, biri de beni öyle süzüyor.

Kaos bu! bunlar. Bir son aramaya başlanıldığında saç diplerinin çektiği çile, ter atılasıya kadar konuşlanmış erlerin yat! komutunu aldıklarındaki rahatlama hissiyatını yaşatıyor insana. Dilimde argümanlar da tükendi artık. Nereye dayanacaksa bu hal'sizlik? En iyisinden mahalli jargonumu mu takdir etmeliyim? Soru işaretlerinin götüreceği hiçbir yoldan da alametler belirmiyor ki!


Bu içerik 120 kez okundu

paylas



Çok Okunanlar

Isınan aşk
Sabırsızlık zamanının kara çocukları
Bakır kırmızı kadınlar
Üzerine çöken karayı çal yere
Sarmaşıkları karakollara bürüyenler

Bu site bir psikerenaliz projesidir. İfade özgürlüğüm 301'lenemez, sansürlenemez. Telif Haklarım Konur Sokak'ta ifşa edilmiştir.
``Toplumcu gerçekçi şiir, kendi koşullarında evriliyor.´´ Eren Ali GÜL