Deprecated: mysql_connect(): The mysql extension is deprecated and will be removed in the future: use mysqli or PDO instead in /home/erenaligulcom/public_html/ayar.php on line 9
Eren Ali Gül - Ezilenlerin estetik algısı; satırbaşlarından sokak aralarına

Ezilenlerin estetik algısı; satırbaşlarından sokak aralarına

Devrimciler, tarih algıları gereği hayata biad etmezler. Tarihe yedeklenmek, tarihe yenilmek en kötüsü de ezilenlerin estetik algısını kavrayamamış şaşkınlar bu süreçte kaybolup gitmekteler. Hayatın eziciliğine karşı bertaraf olanlar, hayat karşısında yenilgiyi kabullenenler devrim iddiası taşıyamayan basiretsiz bir yığın mineral çözeltisinden farksızdır.

Devrimciler, hayatı değiştirmek için hayatı arkalarına alıp sürüklemeyi esas karar almışlardır. Bu, ülkemizde böyle bir algı ile benzersiz bir örnek taşımaktadır. Her ulusun ve devletin sınır ve sınırötesinde devrimci kimliğin belirgin karakterstik yapısı vardır. Ülkemizde bu; feragat etmenin ve yedeklenmemenin tutkusuyla sürmektedir. Kimilerine göre hayat yenilemez bir yığın ezici referansıyla güçlenmekteyken, kimilerine göre bu eziciliği kırmak 'hayata karşı yüzmeyi' mesele kılmaktan geçeceği iddiasıyla 'yaşam tarzı' haline gelmiştir.

Ezilenlerin estetik algısı, devrimin geleceğini tasavvur eder

Ezilenlerin estetik algısı, devrimin nasıl örüleceği sorusunun sanattan ve yaşamdan başlanılması gerektiği pratiğinin dönüştürücülüğündedir. Bu kollektivizmin, devrimci kimlik etrafında alt aşamada biçimlenmesiyle hareket noktası oluşturmaktadır. Fizik kuralıdır ki; maddenin yapısı gereği, içeriğinde bulunan proton ve nötron yoğunluğu (protonların sayısal dizilişi) 'maddenin iletkenliği' konusunu oluşturmaktadır. Ezilenler, tarihsel ve algısal olarak geçmişten geleceğe kurulacak bu bağın geçirgenliğini yani iletkenliğini 'sanat ve yaşam' ihtiyaçlarıyla başlatmış durumdadır. Geçmiş ile günümüzün, bugün ile geleceğin arasındaki tarihsel bağın 'geleneksel' methodlarını hayata karşı bir güç olarak oluşturmasındaki referans noktası da bu olacaktır. Sokaklardaki karşılığı olarak, yaşamın toplumsal güçlerinin sisteme karşı güç odağı haline gelmesi ve yani 'protonların dizilişi' örneği gibidir.

Nasıl bir hayat kurguluyoruz?

Ezilenlerin öyküsü bugüne dek 'arabesk' ve yıkılmışlık ile fermante edilerek önümüze sunulmuştur. Bugün, ezilenlerin mitlerini (hayatın yenilmezliği algısı) tarihsel olarak açıp, geleceğe dönük mücadele hatları oluşturması için kollektivist ve toplumcu anlayışın etrafında toparlanılması gereklidir. Bu nedenledir ki; yazın sanatında dil ve üslubun ideolojik kurmacasından kurtulmak gereklidir. Ütopik ve ulaşılması imkansız arzular yerine, önümüzdeki hedefleri öncelik alıp 'nasıl bir yaşam öngörülmelidir' sorusunun cevabı kollektivize edilip sokağa tartıştırılmalıdır. Tartışmadan kasıt, bunu sokağa döküp yoğurmak ve bir netice aramaktır 

Sokakları değiştirmek ama nasıl?

Sırtını halka dayamış olanlar, halktan sırtını ayırmış olanlar, halkı karar noktası kılmaktan kaçan post-modern kimlik kargaşaları 'kavram kargaşası' içinde sisteme karşı bir tehdit noktası oluşturamazken toplumcu sanattan bahsetmek imkansızdır. Sanatın toplumsallaşması için, halk ile halk adına halk için birlikte direnç noktasını örgütlenmelidir.

Hatırlarsınız ki; doğrudan demokrasinin yani demokratik halk devrimi savunucularının 'sosyalist şovenistler' (sosyalizm övgücüleri, boşboğazlar olarak adlandırdığım revizyonist ve sekter ideolojiler...) den ayrılan bir yanı da şu olmalıdır: 1980 öncesinde Fatsa'da kurulan halk iktidarının, 2009'da Tekel'de kurulan yoksulların ve ezilenlerin birlikteliğinin vazgeçilmez bağları olarak  'Söz, Yetki ve Karar hakkının' sanatçı dönüşümünü sistematik olarak ilerletmek... Söz ve yetki hakkının bugün sanatın her alanında karşılığını aramaya koyulabiliriz örneğin. Bu önerme, toplumun değiştirilme/dönüştürülmesi gibi zorba (yukarıdan inme) ve ötekileştirici örneklerine karşı; halkın kendi iktidarını kendi unsurları olan devrimciler ile birlikte tasavvur etmesi algısıdır.

Kollektivizm bir akım değil, sosyalist sanatın motorudur

Öncelikle, bilimsel sosyalizmin yapı taşı olan 'deneysellik' toplumun ihtiyaçları etrafında belirginlik kazanan bir dönemin Fatsa deneyi, bugün bize büyük bir harita açmaktadır. Haritanın açılan yanlarıyla, bahsetmekte olduğum kollektivizmin ilk örnekleri olarak iki kitabım daha sokak aralarında ellerde dolaşmaya başlayacak. Bol deneysel muhtevaya sahip bu kitapları, sokakta kurduğu ilişki 'kazanımlarıyla' açıklayacaktır. Bu bir başarının anahtarı olmayacaktır elbette. Post-modernlere karşı bir tokat, ben gibi yoksul yazarlara da bol umut aşılayacaktır. Bu kitapların adları da kendileri gibidir:

Ezilenlerin öyküsü; Ölü Sürgünler ve ezilenlerin şiiri, Sefarad.

Sokakları Latin Amerika'dan, Dersim'e, Fatsa'ya, Nizammetin Orhangazi'ye, Tekel direnişine bağlayacağız. Eğer bağlarınız kopmadıysa hayat ile, alın arkanıza ve sürükleyin onu. Ona biad etmeyin, karar kılın ve değiştirin. Kolaylıklar ve esenlikler dilerim, sokaktan arkadaşınız;

Sefilyus (gül, eren ali)

Eren Ali Gül



Bu içerik 825 kez okundu


Müzik aletleri

Deprecated: mysql_connect(): The mysql extension is deprecated and will be removed in the future: use mysqli or PDO instead in /home/erenaligulcom/public_html/ayar.php on line 9

Fatal error: Cannot redeclare meta() (previously declared in /home/erenaligulcom/public_html/php/meta.php:9) in /home/erenaligulcom/public_html/php/meta.php on line 28