Bilinçaşırı
Kürekçilerin sesleri
Boğuk, çatırtılı
Kavim yolları,
Piyangocular ve eksik olmayan talihlileri,
Portakal çiçeklerini boğacak şimdi,
Güneyin yanık, kömür kokuları.
Denizler, söğütler yok burada.
Öyle bilindik kahve çatırdamaları,
Küfür söyleyen, tırnaklarını dişinde gezdiren kör balıkçılar
ya da;
sen gibisi yok burada.
Esmer unlu ekmek fırınları,
Sığ zekalı ve ama nereden bakarsan bak
Öyle küçük insanlar...
Kalbe karanfil gibi yakı çekeni, rakıyı sulu içeni
Göğe söveni de...
Sen, ölüm gibi
Kara çeltik kabuğundan, gül bahçeleri biçenleri
Suya yalın ifade çekip, uyuyanları da görmezsin.
Görüyor da duymuyor musun?
Seslerin bağ, balçık
Dibe inmiş şişelerde aranıyor
Son kez batacağı yükünü teslim eden, liman işçilerinden
Selam getirdim, kucakların alır mı?
Yağ gibi süzülen güneşi yolculaması kolay, gökyüzüne.
Ve fakat, güneşin çocuklarına zor gelir...
Bu içerik 46 kez okundu
paylas