Anasayfa | Biyografi | Kitaplar | Künye | İletişim

Gürcü kadın'ın sürgünlük tınıları

15 Ağustos 2009

Hayatı sürgünleştiren öfkelerimi dinliyorum yineleyerek çalan o en güzel müziklerim ile... Daha tok bir sesle okuyor sanatçı müziğini. Kadının ağıtlarına veriyorum kendimi. Öyle içten okuyor işte. İnandırmak istemiyorum kendimi fakat kendi kandırmacalığımda bir senaryo çizip orada anlama çekiyorum kadının sesini, titrek alçaltılı/yükseltili tınılarını. Sabahattin Ali'nin zindanının betonunu örgü peynir gibi çekiştirdiğini, kıyımdan geçirdiğine inanıyorum artık. Geçmişteki acıların, bir ananın çocuğunu yitirmesi kadar özgürlüğü yok sayılmış bizlerin de ortak paydası olabilecek bu tınıları öyle tekdüzeleştiriyorum. 

Ayıp ediyorum belli ki. Kadın Gürcü'ce okuyor, ne anladığımdan çok neyi anlamlaştırabileceğim önemli gibi davranıyorum çizim masamın başında. Sırtım balkona, yüzüm kartonpiyer setten duvara bakıyor. Yüzümü dikeltip de baksam ne özgürlük ne de mavilikleri göremiyorum. Uzunlamasına konumlanmış beyaz ışıklı bir florasan duruyor. Sandalyem, sırtımı parça parça doğranmışçasına ağrılar yaşatıyor. Hala kadının tınılarına takılıyorum...

Son kez ayrılırken yüzümde bıraktığı acımtrak yoksunluğu taşırcasına, şimdi mutfağında renkli baharatlarında bahar getirememiş, her ansız kapı çalışında alınacağı bir yoldaşı var tınılarda...

Genç zamanlarımda biri olarak tanıyın beni. Fikriyatıyla İlk tanıştığımda terzi Fikri'nin bir Gürcü olduğunu şu vuruşlarda hatırlatıyorum kendime. Başka bir tınıyla başlıyorum güne... Yine aramanın, yine düşlemenin kapısı çalınmayan evlerinde...

``derler ki; 
kozasından çıkan bir kelebek gibi 
yeni doğmuş bir bebek gibi 
kendini yönetmenin tadını 
usul usul 
ellerine içirdi ilçeden insanlar derler ki; 
yazgıları avuçlarında 
ocaktaki alev 
yapraktaki rüzgar gibiydi sesleri ve bağladı orkestra 
yeni bir senfoninin ilk notalarını çalmaya yarını koparıp almaya 
hazırlanıyordu insanlar 
derler ki; 
yayılırken içerde ihanet kör dehliziyle orkestranın şefini yitirdik 
çatık bir kaş gibi gelen 
bir kalp kriziyle 
derler ki; 
o bir çınardı 
denizin ve dağın havzasında 
yetmişte de seksende de vardı 
derler ki; bir tarih göçmüştür onun göçüşüyle...´´

 

Dipnot
Terzi Fikri: FİKRİ SÖNMEZ (Fikri SÖNMEZ HAKKINDA)

 


Bu içerik 84 kez okundu

paylas



Çok Okunanlar

Isınan aşk
Sabırsızlık zamanının kara çocukları
Bakır kırmızı kadınlar
Üzerine çöken karayı çal yere
Sarmaşıkları karakollara bürüyenler

Bu site bir psikerenaliz projesidir. İfade özgürlüğüm 301'lenemez, sansürlenemez. Telif Haklarım Konur Sokak'ta ifşa edilmiştir.
``Toplumcu gerçekçi şiir, kendi koşullarında evriliyor.´´ Eren Ali GÜL