Sen yokken,
daha henüz şu dakika yola çıkmışken
ben de bir yol götürüyorum sevgiliye...
Yani; On küsür yıllık bir sevginin eşkiyalığını,
şarap hırsızlığını
hani bir de şu miadını tamamlayamamış at hırsızlarını
anlamaya koyuluyorum...
Yine; bir Haziran ortası Nazım'da gitmişken Bursa'dan,
ben dizginleri vurulmuş kısrak atlara geceyi bindiriyorum...
Ne çok sevgiliymişiz.
Serpiştirdiğin parlak taşlarını
Sektirip dere boylarından
göğe kondukları gibi;
sevmekte,
ne zor bir eylemmiş,
onaltı yıllık bir inadım depreşip durduruyor korkumu:
``aslolan zoru başarmaktır´´...
Bu içerik 57 kez okundu
paylas