İki çarşafa sarılmışım
ölüm gelinliğine
biri de yaşlı çınarların yollarında
hoşçakal gömleğim
başımda kulbu kendine ağır pencereden
bir sen geliyorsun
rüzgar ardında
çığlığını duyuyorum
canın burnunda
başın senin de
ya sen kimesin
ağır gelen
iki kapıya takılmışım
güneşin batım anı
ve acıyla
sana doğrulacağım
başına
kızıl getirilmiş
tül olacaksın
rüzgarlı penceremde
şu beyaz uğurlanışı
bir sen tutacaksın
tertemiz
kırıntıya
akıntılara
bu ablukaya
topraksı kokumla
boy verip
el uzatacağım
ellerinin hışırtısını duyuyorum
üzerimde gezinen
kapıda gözlerim her silkelenişimde
çiğ dişiliğin
kurtların uyanışıyla
başım bir iniltiye
gidiyor
Bu içerik 77 kez okundu
paylas