Deprecated: mysql_connect(): The mysql extension is deprecated and will be removed in the future: use mysqli or PDO instead in /home/erenaligulcom/public_html/ayar.php on line 9
Eren Ali Gül - Kemane

Kemane

Sık karşılamayacak, belki gözleri gibi de kendi önünü anca görebilecek bir insani öğenin yaşantısı çarptı Karadeniz'in güney yakasına. Kendi önünü görebildiği kadar, sizin geleceğinizi ve yarınlarınızı kurgularkenki hali gibi hep kıttır. Kısadır hayatı. Geçmişi yoktur onun. Gözleri ancak ezberlediği yayla yoluna bir de kadim dostların vazgeçilmez sohbetlerine giden mısır tarlalarına kestirme atıldığı, tali yolları olmuş hayatına iz kalan... O hayatta çok şeyi öğrenmiş. Bağlamasının tezenesini nasıl sallayacağını unutmuş biraz. Evvela, alt perdesinde tek tel kalmış bir hayat süregeliyor kendi gibi. Bir kız beklemektedir. Aylıktır onun günceleri henüz, daha olgunluğuna kavuşmamış. Niksar'ı böylesine güzelleştiren kirli akıntıları kadar, tertemiz insanları var. İdamesi süren bu bahar vaktinin, Niksar yaylalarını salladığı akşam vakti köyün deli oğlanı kız beklemektedir yine. Adını düşünür durur, ne koyacağı belirsizdir. ``Niksar'ı milisler sardı, dediler Çayan vuruldu / eyvah! eyvah!´´ ezgisini duyduğundaki şaşkınlık, Niksar'ı da sevdirir kendisine. Bu nedenledir ki; Niksar'ın katliamlarına tanıklık etmiş bir halkın sevgisini kendi içinde Mahir'i sevmekle örtüştürüyor. Halkını, mahalli sorunlarını da tartışıyor bazı zamanlar. Kısa bir özgeçmiş vermeden, hayatını koyuyor sıralı şekilde münzevi ama o kadar da gerçekçi toplumsallığını dillendirerek. Herkes tanıyor köyün delisini. Kendi gibileri de tanıyor. Herkes onunla uğraşır, mücadele kaçkını ve hatta konformist giydirmesi yapılır, mahalle halkı tarafınca. Bohem yaşantısının bir kurgu olduğu varsayımına çıkar insanlar. Gerçekte hiç yaşlanmamıştır, genceciktir. Yoksunluğu yok denir onun için, kasaba ve köy yöreleri haricen, bu kanıdadırlar. Bohem yaşantısı ile iz sürülesi bir dünyanın kapıları aralanırken Cemal hayatın bir köşesinde, doğu limanlarına doğru hayati bir yolculuğa çıkacaktır.

***

Çalgılarını aralayıp ellerine dokundu kemanesi. Yaylarını gerdirip saç gibi giydirdi onun üzerine. Önce ağlamaya koyuldu. Yoksuldu, deliydi ve açtı. Dişleri fukara yolları gibi eşelenmişti, diliyle örttürürdü çoğu kez onları. Kemane dinledi sustu ve sarıldı. Son gittiği şölenden hediye edilen el dokuması yeleğinini kavradı sol elinden. Küçük kareli fotoğraf düşmüştü tahta sandalyesinin ayağına. - Bir küsür milyar insan yaşıyor dünyamızda kaç zaman var, kaç insan yaşar bu zamanlar, ya aslı sükut olan ana unsur nedir? diye sordu Kemanesine. Sessizlik ve uyku ile devam etti, sabahın öğlenine doğru gidiyordu gün.

Tahta iskeletli evinin; vıcık vıcık suyla yıkanması yağmur ertesi, güneşin kendini göstermesi çam kokulu ağır bir havaya bürümüştü içeriyi. Kemanenin yayları gevşemişti gözlerini aralarken. Bir kalp vuruşu gibi sertçe kalktı yerinden. Nefes almakta zorlanıyordu astımı yüzünden. Kapı önünde mutlu edici hoş bir çıtırdama duyuldu. Komşu köyün zengini günün ziyafetini getirmişti kapı önüne. Günaşırı yemeğinin ardına yayladan uzaklaşmıştı.

Bölgede bulunan bütün fukara, sokak kalıntısı ona uğrar. Yokluğunda o'nsuz davranıp çalgıları çalar eğlenirlerdi. Bugün, ne köyün delileri ne gezginler ne yolunu şaşırmış yolakçılar kimse bulunmuyordu yaylanın tahta döküntü hanesinde.

***

Kasabanın doğumevinde güvenlik güçlerince uzaklaştırılmaya çalışılıyordu Cemal. Ne var ki; çocuğunu görmek istiyor - Neden göremiyorum? diye bağrıştığı duyuluyordu çevre sokaklarda. Sesini duyan başını önüne alıp sallıyordu olumlar gibi. - Sesini kısmayın, çocuğunu görecek diye bağırdı yaşlıca bir kadın. Cemal sakinleşmişti. Üç gün boyunca önüne sepetlenip durduğu doğumevinin nihayet kapısı açıktı Cemal'e. Sabırsızlığı, dinginliğini ezip biçiyordu bazı anlar. Gün ağarmıştı, kapıları kapanan doğumevinin sessiz odalarını izleyen yaşlı kadının sözleriyle...

Karadeniz köylerinden yola çıkmış bir yığın gerilla, Kızıldere köyünden cephe alarak dağlara seriliyorlardı. Cemal'in ağaç dallarından bozma uçuşuna benzetilen yürüyüşü, yaş topraktan takur tukur edişli yürüyüşünü duyan gerillaların ayağa kalkıp onu karşılamalarıyla başlamıştı sohbetleri. Kalaşnikoflarıyla bir toprağa bir uzuv kollarını ağaçları çekiştiren henüz çocuk yaşta dost yoldaşların, Cemal'i aralarına alıp onu köyüne bırakması mutlu edip unutturmuştu günün bütün ağır veballi yorgunluğunu. Kapıya serildi birkaçı. İçeri girenler oldu, dönenler ve ayrılanlar da oldu aralarından. Cemal eksik etmediği çay otunu pişirmeye başlarken, kemanenin küçük gerilla curası, nereden çıkarıldığı belirsiz duduyla saf tutması örgütlemişti geceyi. Yalnız perdeleri, eşiği gülünç durumdaki bağlaması askısındaydı duvarında. Sözler, imgelerini çalgılara dayatırken mırıldanmalar Çayan'ı, anlatıyordu hep birlik olup. Cemal'in yüreğinden ağlarcasına eşlik etmesi pos bıyıklı gerillaları okşamaya yetmişti. Sözlerine vurulmuştu yine dostların. Çaylar içilirken, Gürcü aksanlı genç, sorularını yanıtlaması için Cemal'in yüzünden ayırmıyordu gözlerini. Tevazuluğunu bozmadan çalgıların sesi kısıldı, sorular da biterken Cemal çocuğunu anlatmaya başlamıştı. Kasaba halkı ondokuz yıldır beklediği çocuğunun adını koyamamıştı. Köylerin boşalmış olduğu, çıyanların ve güvelerin şahin yuvalarına dönüştüğü bu yöre civarı, emsali sual edilemeyecek farklılıkları tutuyordu içerisinde.

Köylü gerillalar uzaklaşıp yalnız bırakmışlardı Cemal'i tahta kasabasında. Sandalye ayağında bekleyen fotoğrafı gözüne ilişince şaşkınlığa uğrarcasına bakıp kemanesine vurdu ellerini. Elleri her saniye hızlandı, tellerine acı çektirircesine nefret ve boşalmışlıkla bıraktı elinden. Kulaklarını koparmıştı. Teller ayrılmış, göğsü yarılmıştı kemanenin. Çakmağını çekip ıslaklığıyla yaktı kasabayı. Düşleri, çocuğuyla beraber doğumevi bahçesine adlandırıldı. Kız geldi dünyaya, adını ``hayat´´ koydular, yeniden kuşatılası bir limanın doğusunda doğum sancıları içerisinde...

Bu öyküde hafriyat devam ediyor!

Yayımlanma: 15 Mayıs 2010 - 13:40
Son değişiklik: 20 Mayıs 2010 - 14:58

Eren Ali Gül



Bu içerik 1379 kez okundu


Müzik aletleri

Deprecated: mysql_connect(): The mysql extension is deprecated and will be removed in the future: use mysqli or PDO instead in /home/erenaligulcom/public_html/ayar.php on line 9

Fatal error: Cannot redeclare meta() (previously declared in /home/erenaligulcom/public_html/php/meta.php:9) in /home/erenaligulcom/public_html/php/meta.php on line 28