Gideceğim, tüketmeden
Mandolini, ezberi çalıp.
Henüz Ocak, dört yön üç kuşak
Her yer büklüm kışa sarmış.
Sarmaşıklar, betonun nabzına değmiyor
Kırmızı dökük çatıya sarılmış, kucakları açık seyri çizerkenki
Bileniyor sabrı.
Beni tutuyor, ağır adımlarım.
Vatan, yarısında bıraktığım gardaşlarımın yasları
Memleketsizliğim,
Arkasıra karanlık, tükürülesi kahır...
Hediye yirmilik, otuz küsür kalıba sığdırılmış.
Babamın pos bıyıkları, sevdiğimin kara umut gözleri
İki tel savruk, karmaşık
Ortaya açık, bandrolü şehirsiz
Sadece dağlar, ağlaşan öne eğik boyu devrilecek.
Yıkılası çağın, yeşil sırt çantalı şovalyeleri
Onlar da,
Vasilli'nin son atışını çekmesiyle
Duvarı yıkan o el çabukluğuyla
Başladılar...
Yürüdüler,
Künyeleri düştü ilk,
Kahve ceketlilerin ardına.
Biz, siyah
Üstüne şal çekilmiş
Rötarlı, paslı raylıları olduk sığamadığımız şehirlere.
15 Ocak 2010'da düzenlenmiştir.
Bu içerik 202 kez okundu
Twitter´da takip et© 2009-2011 erenaligul.com.tr; şiir, öykü, mizah, eleştirel kültür ve denemeleri barındırır.
Eserlerin telif hakları ve sorumluluğu Eren Ali Gül'e aittir. www.erenaligul.com.tr, telif hakları yasasınca eser teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.