Deprecated: mysql_connect(): The mysql extension is deprecated and will be removed in the future: use mysqli or PDO instead in /home/erenaligulcom/public_html/ayar.php on line 9
Eren Ali Gül - Mutlu azınlığın korku çemberi, oligarşi unsurlarının panaroması

Mutlu azınlığın korku çemberi, oligarşi unsurlarının panaroması

Geçtiğimiz dönem ve koşulları gözönüne aldığımızda, ülkemizde yaşanılabilirlik olgusunun daraldığla kadar insanların ihtiyaçlarını belirlemesi de "derin" lerden ellerimize verilmektedir.Demokrasiden dem vuran sistem ve yan çanakçıları, sistematik biçimde toplumları tekelde tutma paranoyasında sürüklenip gitmektedir.Burjuvazinin öntalepleri; Üniversitelerde silahlı külhanları, sokakta ekmek toplayan teyzeleri, kararmış parmaklarıyla torna vuran işçileri, bayrak fenomenisini bir kenarda bekletip stabil statükocu taktikleriyle kendi hile dostlarını korumak adına insanlık suçu işlemektedir.Öyle ki; bu insanlık suçu, insanları gözhapsine alarak fişlemektir.Geçmiş dönemlerde, aydınları, sosyalistleri ve diğer tüm ilericileri unsurları olan kurumları keza bastırmak için fişleme araçları yarattılarsa da bu tam olarak yeterli seviyeye ulaşmamıştır.Bunun sürekliliğini esas alarak kullanmaya başladıkları "telefon, e-bilgi" verilerinin kayıt altında tutulmasıyla ellerindeki kozları kullanmakta gecikmediler.

Uygulama 'fişleme' aracıdır

Yakın dönemlerde evlerimize yapılan baskınlardan o kadar alışığız ki, artık kitap raflarının hangi odada olduğunu, hangi şahıs ve kurumlarla ne zaman görüşme yapıldığını ezbere biliyorlardı.Şimdiyse buna tekabülen, kiminle ne zaman ne yazıştığımızı, konuştuğumuzu ve ulaşım trafiği yarattığımızı anlık olarak bilmekteler.Bu mutlu azınlığın bir paranoyasıdır aslında.Sistem kendi tepeden demokrasisiyle aykırılığı kabul edemediği gibi, kontrolsüz güce de tahammül edememektedir.Toplumlar korkularıyla yaşamaya devam etmesi için, bu sisteme bağımlı yaşaması dönem dönem değişik icatlarla(!) gündemi esir almakta ve kafa karışıklıklarını da beraberinde gündeme getirmektedir.
Tüm bu siyasal pervasızlığın arkasında taşıdığı güvenlik tartışmalarını ve soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.Türkiye'de siyasallaşmış hukukla gelen "korku toplumu" modeline uygun halde hazırlanmış olan "Bilişim güvenliği" adı altında toparlanmaya çalışılan konular, ne toplumun tamamını ne de azınlıkları ve onlara ait olan özgürlükleri korumaya yönelik değildir.Öyle ki, Türkiye 80'lerin baskı makinesinden geçmiş bir coğrafya olması, bu baskın hegemonyanın direktiflerini pratiğe dökecek kurumların var olması, pervasız anti-demokratik zemini meşrulaştırmaktadır.

Emniyet'in taslağında;
"Teşkilatımızın yetkili birimlerince terör ve organize suç örgütleriyle mücadele için önleyici amaçlı talepler ilgili mahkemelere yapılmakta, mahkemelerce uygun görülen taleplere ait kararlar Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına (TİB) gönderilerek TİB'in koordinesinde yerine getirilmektedir. Anılan haberlerin içeriğinde de görüldüğü gibi yetkili mahkeme yapılan talebi uygun görerek gerekli kararı vermiştir. Yasal çerçevede konu TİB'e gönderilerek gereği yapılmıştır."
Ülkedeki bu kadar ekonomik çökmüşlüğün, toplumsal travmaların etkisi giderilmesi gerektiğinden yana bir maddeye ilişkin not bu satırlarda yer almamaktadır.Ayrıca toplumları bölmekte yükümlü olan milliyetçi-ırkçı güruhun etkisini azaltmaya dair bir bilgi de bulunmamaktadır.Hal böyleyken, güvenlik güçlerinin hangi amaçla ve neyi teyit etmek istedikleri gün gibi ortadadır.Var olan siyasal sürece müdehale etmek, baskı organlarını bu ölçülerde kurumsallaştırmaktır.

Ne yapmalı?

Elektronik ortamda yazışmalarımızdan çekinmemeli ve var olan gücümüzle bu alanı terketmeden gündelik yaşamdaki araçlarımızı kullanmaya devam etmeliyiz.
- Yazışma yapacaksak eğer, bunu belli servisler üzerinden sağlamalı.Örneğin, microsoft, yahoo, mynet, ttnet vb. doğrudan kullanıcı bilgilerini paylaşan, email dağıtım firmalarını kullanmamalı.Yerine daha güvenli alanları tercih etmeliyiz(gmail.com gibi).
- İletişim araçları arasında şifreleme kodlama algoritmasına yakın cümleler kurmalıyız.Uzun uzadıya bilgilerden kaçınmalı, yerine daha pratik ve sadece kelimeler ile iletilerimizi ulaştırmalıyız.
- Windows tabanlı bir işletim sistemini kullanmamalı, yerine sistem tabanlı kullanıcıyı koruyan daha güvenli olan bir Linux işletim sistemi kullanmalıyız.Örneğin; Ubuntu, Debian, Mandriva dağıtımları gibi.
- Anlık ileti araçları ile yazışmalarımızı bilgisayar dökümantasyonu olarak kaydetmemeliyiz.
Sonuç yerine;
Kapitalizm yeni dünya şartlarında bilimsel ve bilişsel birikime dayanarak, savaşlara eşiklik etmektedir.


İnternet kullanımının Türkiye'de dibe vurmuşluğunu gündelik deneyimlerimizden de hatırlıyoruz.Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Türk Telekom aracılığıyla geliştirilen bu hukuk ve adalet düzenini; 12 Mart'lardan, 80'lerden, 301'lerden aşikarız.Türkiye Burjuvazisi, tabulaştırdığı hukuku ve üstün Türk'lüğüyle geliştirdiği ırkçı-milliyetçi dalgayı durdurmak yerine daha kısıtlayıcı, engelleyici ve tabulaştırıcı methodlarla kendi kanallarını besliyor.Türkiye'de eleştiri yapmanın zorluklarını yazan ve çizenlerimizden biliyoruz.Mahkeme kapılarında ezilen yazarlardan, şairlerden, öğretmenlerden
ve daha nicelerinden...

Yasakçı mı denetimci mi olmalı?

İnternet ve görsel yayıncılık ile geliştirilen ve üretilen tüm araçları yok eden 301. madde, yakın bir zaman zarfında muhalefete destek ve yön veren muhalif gazeteleri, portalları ve alternatif üretim gücüne sahip tüm kanalları kapatacaktır.Bu durumun temel nedeni 301. maddedir. Bu anayasal madde değiştirilmediği sürece, bu kaos ortamı bilime, kültürel ve alternatif faaliyetlerin tümüne zarar verecektir.İnternetin kullanımına yönelik milyonlarca madde sıralayabiliriz;
- anlık iletişim ve bilgiye erişme,
- eğitim ve öğretimin görsel araçlarını zenginleştirme ve çoğaltma,
- birey veya herhangi bir grubun adına geliştirilmiş proje(yi)leri
yayınlama, vs...
Tüm bu sıragelen örnek ve önermelerin devamında ülkemizdeki internet kullanımı ve temel özgürlükleri düşündüğümüzde, kısıtlayıcı ve engelleyici unsurlar olduğunu düşünebiliriz.İnternet insanlar arası iletişimin özgürlüklerini açması gerekirken, gerisingeri bir özgürlük anlayışı gelişiyor.Var olan haklar elden alınıyor, kullanıcının gereksinimleri ve özgürlükleri düşünülmeksizin ve sorulmaksızın önü kapatılıyor.Türkiye'nin hukuk ve sosyal devlet olma yolunda ilerlediğini düşünenler bu kriterleri değerlendirdiklerinde, muhtemelen bir olasılıkla yeni 301'leri de peşpeşe yazacaklardır. Tartışılagelinen bu konu yasakçı, denetimci ikileminde medyada yorumlanıyor.Denetimcilik; bir yayın organını ve unsurlarını kendi muhatabı olunan kurumlar tarafından gözetimde tutmak ve işleçlere hukuk ihlalinde mühahil olmasıdır. Bu kavramı tartışmaktansa, kavramların yerine getirilip getirilmediğini tartışmak gerekli.İnternet denetimciliği, internet ile ilgili bir kurum ve uzman ekip tarafından gözetilmiyor.Eğer bu süreci gözetimde tutması gereken bir kurum olması gerekiyorsa, bunlar internet ve telekomünikasyon dernekleri ve kurumları tarafından gerçekleşmelidir. 21.yy'ın gelişen teknolojilerinden, ilerleyen ekonomisinden ve anlatmakla bitmez iş gücü ve yatırımlarından örnekler veren egemen sınıf ve takipçileri, internet yasağının olmasını ne kadar ileri noktalardan değerlendirdikleri de
ticari kaygılarıyla doğru orantılıdır.

Eren Ali Gül



Bu içerik 873 kez okundu


Müzik aletleri

Deprecated: mysql_connect(): The mysql extension is deprecated and will be removed in the future: use mysqli or PDO instead in /home/erenaligulcom/public_html/ayar.php on line 9

Fatal error: Cannot redeclare meta() (previously declared in /home/erenaligulcom/public_html/php/meta.php:9) in /home/erenaligulcom/public_html/php/meta.php on line 28