``Ne var ki; bir mektup gelir. Bizim çerçiye, yüreklerini söküp göndermişler. alın!...´´
Tut ki;
Zıplayıp debelenip,
güneşi ellerine almasın çocuk.
Bitmez de eğer, yeri göğü karabasanlar çağının
ağababalarına, bağ yağmacılarına...
Kök vermez, çürütür saçaklarını
eğilmez, yanar, güneşine püsküllenir,
ellerinde yürünür ya,
yürütür...
Düşün ki;
korkular saldılar.
Korkudan adamlar, çitlere dikine yatırılmış.
Çocuğa dönüp, güneşi gösterir.
Hep bir geçlik, avazı vurur silahları
İçin için çekiyor eritiyor nefesini
Ele veriyor ayaklarına batan dikenleri.
Siz poşulu, taşlı
Siz ki; yüreklerini söküp verenler...
Yumrularımıza alıp sıktık, kanlarınızı yıldızlarımız damıtıyor göğsümüze,
hem de her yerde, o an, şimdi...
Güneşi fitilleyin, kızdırın şafağı.
Dağlar! Dağıtın sislerinizi...