Şiir, öykü, deneme, mizah                      
Anasayfa | Kitaplar | İletişim

Sonbahar yazgısı

28 Mayıs 2009

Ne haller aldı yokluğumuzda buralar. Buralar ki eskrimde günyüzüne bakakalmış; serin sularından geçilmez, hasretlikleri kanreva, sıradanlığında sırtına ağrı olan... Gazete kokularının çayımıza karıştığı, mahzun yüzünün çatırdayan kuru yaprakları ezerkenki hali... Gizlice karaladığımız okul defterlerimizin arka kenar sayfaları... Kurşun kalemin yetmezliğinde, dilinden devam eden anlatışların... Son tümcenin soru işaretli bitimleri, cenaze evini aratmayacak denecek kadar kötümser bir odanın kendine çaresiz, göçük koltuğunda, kahverengi kılıfı giydirilmiş yastığına yaslanışın...

Özlüyorum be gülüm! Dövüşmelerimizde, aldığımız kılıç kalkanlı, savaşçı kararlarımızı. Taş çıkartır cinsten işbitirirliğimizin aralığında bir Ağustos ayına bir iki zargana tutabilelim diye yırtındığımızı, anımsıyorum. Şimdi yerlerinde bir sonbahar yazgısı çekilmiş, yerini dolduramamış banklar... Köşe taşlarına nakışlanmış kavak yaprakları, çam kozalaklarıyla bütünleşik çimen ve papatyaların bitimi... Öyle güzel dururdu, çıtası kırık betonarme banklarımız... Yaşlandık mı ne? Bakma olumsuz kurgulanan kelimelere, aralarında sıkıştırdığım polenler kokusunu yutamadığımız gençliğimizin, sayfa aralarında kararmasıyla güneşin parıldayışını verecek göğe. Bizim olana, bizden olanı, bize..! Saklında şiir hep yakışıktı, karartıda yokuşunu tırmandığın evin avlusuna değin tasarladığın... Bitimi de olmasın diyeydi, yuvarladığın şarap şişelerinin sahilde uyuklamaya yüz tutmuş gözlerimizden, içine dalacak gibi olan ellerimizi... Neleri gizledik orada. Neler gördü, duydu o... Sen. Kaç hasretliği duydun, hangisine dokundun. Düşünme bunları şimdi, çok yere, çok şeye dokundun, dokunduk. Öylesine, seyrelip giden rüzgarın kaymak gibi yumuşak vurduğunu hissedemezken onlar, tatlı gibiydi akıbeti, dokunuşu... Geçiyor mu o ender beyaz kanatlı kuşlar, yürüdüğün yollarda. Gülümsüyor mu bebekler binbir şüpheli bakışlarının içine... Düşüyor mudur bir bahar vakti bu mısralar, bir kitaba? Hasır edilmiş şarap kağıtlarına... Şimdi neler geçti aradan, anlıyor musun?


Bu içerik 269 kez okundu

Twitter´da takip et
Facebook´ta takip et
E-posta ile görüş bildir

paylas



Çok Okunanlar

Sabırsızlık zamanının kara çocukları
Bakır kırmızı kadınlar
Üzerine çöken karayı çal yere
Sarmaşıkları karakollara bürüyenler
çocuklar ve atlar

© 2009-2011 erenaligul.com.tr; şiir, öykü, mizah, eleştirel kültür ve denemeleri barındırır.
Eserlerin telif hakları ve sorumluluğu Eren Ali Gül'e aittir. www.erenaligul.com.tr, telif hakları yasasınca eser teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.