Kar gibi yağan kanlı bedenlere
aşığım.
Yüreklerine delik uçurtmalı anlatılarımızı dokuyamadığımız,
ellerinde nasırlarımızı törpüleyemediğimiz,
tahta kasabaları ayak uçlarıyla kaçıranları
gürgen ağaçlarının ülkesine değişemediğimiz,
dost çarlığı, kara çadırlarımız olurken
uçurtmalara bindirilip soyu kırılanlara aşığım.
Kar gibi yağan kanlı bedenlerin sehpasınadır
nefretim.
Yağmur öncesi ipe gelmiş bir göğün
Pervasızlığına kızgınlığım.
O ki; uçurtmaları göğsünde sallandıran
Kanları damıtılan aşklarıma sessizdir.
Rüzgarını ileri aşağı veriştirdiğinedir
Alevlenişim.
Bizi öyküye yazan geleceğidir
sabrım.
Yaşıyorum.
Bu içerik 95 kez okundu
paylas