Deprecated: mysql_connect(): The mysql extension is deprecated and will be removed in the future: use mysqli or PDO instead in /home/erenaligulcom/public_html/ayar.php on line 9
Eren Ali Gül - Vicdanım iki beden

Vicdanım iki beden



Vicdanım iki beden. Biri annemin ağrısı, biri gülen yüzüm. Bizim solumuzun kişilik bozukluğu var mesela. Annelerin acıları bir kenara, fırlamalığımız öteye düşe kalka, vicdanımız parklardaki ağaçlardır. Ağaçlardır; dalları baykuşların ağrılı bağrışlarından yorgundur. El sürülmesinden küsen menekşe yaprağıdır. Kurşun tetiğine can veren üstü ıslak kırmızılı bir insandır. Biraz da acıdır. Bizim solumuz ayrılıkçıdır; acı bir ele umut bir ele düşer. Kimimiz evinde açlığından kırılırken, tekelde çoğalırken, kimi mahpusun mazgallarından dışarı bakarken yüzü bir bütün görünsün diye resimlere, inceciktir. Hasretliğinden, açlığından değildir ki bu incelik. Gömleklerimiz çizgili, mutlaka koltuk altlarımız terlidir. Bir yanımız kokar, bir yanımız luşamba gibi hasrettir terimize, kokumuza. Anneler değil mi ki bizi tanrısına emanet eden? Ya hiç emanetçiden alınmayanlar? Mesela; basın kartı, kitap kolisi, iç çamaşırı, mühimmat, mutlakiyet ve mülkün temeli depremlerle sarsılmışsa, bir yanımız kikirdemektedir. Ozan Sürer, sürmekte olan davanın muhattabıdır. Ozan’ı mağrur bilin, mağduriyetiniz size kalsın. Samsun yedi altmışbeş’iniz de belinizde… Yere düştüğümüz ellerimizin çalışan parmaklarıyla yaşamın ezgilerini çalmaya, duran kalpleri tıpışlamaya devam! diyor ustalıklı isyanım. İbrahim Çeşmecioğlu, kuyruklu yıldızların peşine takılmış diyorlar. Herkesin ellerini cebinde götürdüğü bir zamanda biz çıplak ellerimizle armut topluyoruz. Yağmur da çok yağdı bu mevsim, ayva çok olacak diyorlar önümüz sonbaharına… Ayvayı da toplarız elbet. Ama ayvayı yemekte size kalsın. Bizim vicdanımız da ayrılıkçıdır, biri mahpusa biri sonsuzluğa… Kiraz mevsiminden bahsediyorlar, beyaz ellerinde kiraz lekesi taşıyacak diyorlar çocuklar için. Ben bilmiyorum, sokağın yalancısıyım! Elleri ve göğsü kıpkırmızı lekelenecekmiş üstelik. Seçim demografisinde sarılık geçiren Türkiye’nin, müzmin köyleri kızarmaya başlayacakmış. Bu sokaklar çok yalancı ha, çocuklarınız kandırılmasın dikkat eyleyin!

Vicdanım iki beden. Bir elim maden göçüğünde öteki annemin yüreğinde… Bir elim kazadır; solumuz. Elim bir kazada kaybettik solumuzu, acısı da hükümsüzdür! Torba yasadan çıksa çıksa kömür çıkar, o da seçim yardım fonudur. Tarikatlar duyarsa ellerimiz tutulur, ay tutulmasından değilse eğer; başımız sallanır meydan-ı mahşerde… Kadim dostlar! Gönlünüzde biriktirdikleriniz gözlerinizde boncuk gibi dizilmeye başlıyorsa, inayetinizi biraz da kulaklarınızla paylaşmanızın zamanıdır. Kulaklarımız ve gözlerimiz de ayrıdır bizim. Bütün bu kaosu gören gözlerimiz, bu yazının ne haltı anlatmaya yettiğini de anlamayacaktır. Kulaklarımız da duysun bunları. Sonra o çatlayası ağızlarınız bir kez olsun iş yapsın. Anlatın, anlatın, anlatın…

Vicdanıma dokanıyor yediklerim. Ne giyilecek cinsten bir suç, ne örülecek bir hayatın çözülmüş ipleridir bu kaos… Ne bekleyeceğiz artık, ne öreceğizdir artık hayatı… Boynumuza örülmeden cellatların atkıları, şimdi mefhum u muhalif ne varsa bu çağ bu yükü taşımaz. Yüktür mahpus, yüktür ölüm. Çağımız ayrılıkçıdır. Ellerimizi bir buluştursak rakı içeceğiz, vicdanımın iki yakası bir buluşsa yağmur derlenecek göğsümde… Siz buna ağlamak deyin, acılarınız size kalsın. Bugün de adam olamadık, veresiye hasattır şu Haziran’ın bize bıraktığı… Siz buna sonradan görme yaz deyin, kara bulutları size yığılsın. Belim de nasıl ağrıyor, boyu uzun ama aklı selim değilim. Siz buna insanlık halleri deyin, biraz da yıldızlara söylenin. İçerimde bir isyan depreşti ki; ne alyuvarlarım ne yuvarlanıp gelen zaman durduramaz artık.
Siz beni kendinizden sayın, bir işaret parmağını geçmeyecek kadar uzağımda durun. Bunlar da benim alıntımdır, siz buna alınganlık deyin… Telif hakları sokaktadır, siz buna bir ses verin;

Bir el kaldı

Bir hiperaktifin bileklerini kelepçeleyemezken polis
Ellerini bağladı gece arasına
Kiminin ellerini külliyelere
Kiminin ellerini karaduvar’a
Kiminin ellerini ağlama duvarına
Kimin elleri varsa
Ceplerinde götürdü.
Bir el kaldı,
Resimde.



Vicdanımızı su, tuz ve un buluşturacaksa biz buna ekmek diyelim. Ekmek pişirmek içinse, ellerimizi buluştururuz. Ama yine de ayrılıkları severiz. Şimdi kiraz işçilerinin “birlik, mücadele ve zafer günüdür” siz bıçaklarınızı bileyin, kiraz kesiğinde umudu damıtmak için…

Eren Ali Gül



Bu içerik 778 kez okundu


Müzik aletleri

Deprecated: mysql_connect(): The mysql extension is deprecated and will be removed in the future: use mysqli or PDO instead in /home/erenaligulcom/public_html/ayar.php on line 9

Fatal error: Cannot redeclare meta() (previously declared in /home/erenaligulcom/public_html/php/meta.php:9) in /home/erenaligulcom/public_html/php/meta.php on line 28