Hayata, on - sıfır yenik başlandı... Doğum öncesi on'ca onluğu yemenin yüküyle, yerde sürünmenin göğü örgütlemenin `vakti gelmişliğinin´ en bariz tarifinin yapılacağı an'lardan biri şu an... Herşey on'dan sonra birinciyi daha yememek adına işlendi demir başlıklı masanın kabzasına. Masa tetikliyor herşeyi. Suçlulardan biri o. Kurşun yağdırıyor tümce tümce. Oraya/buraya. Demir işçiliğinde güneşin çocukları olmaktan öte birşey daha, gözardı edilmeksizin anlatılabilir belki. O da; günü kurtarmanın gerekliliğini yaşamaya başlamak... O günü kurtar diyor ben ise yenilgisiz bir dünyayı tahayyül edebilmenin lüksünü kurguluyorum. Mide bulduğunu tüketme derdinde. Dürtüklüyor daha iyileri için. Daha kötülerine doğru bir eğilim söz konusu. Onbirinciyi yememenin inadı ile didinirken, midenin derdine düştük şimdi...
Geleceği olmayan bir dünyanın kalemşörlüğünü, fikriyatında yalın bir tarz ile pekiştirmek `zor olanı başarmak, Adalı'ya düşen görev...´ ile aynı anlamı taşır. En zor işlenen oya kadar, en zor işlenen bir gelecekte o denli arpa sapının samanın karıştığı bir durumu açıklamaya yetiyor. Önce otuz kuruşlular ile üzerine atılan üç kurşunun acısını hissettiğim küçüklüğümden bu yana çok şey değişmemiş. Tenim biraz kararmış, saçlarım az da olsa güneşte yanmış. Boy o biçim! Ya hiç ilerlemedik, ya herşey ilerideydi biz on sıfırlığın lezzetini geleceğe yedirmeye çalışıyorduk. Herşey, herkes, birkaç ve birşey... Cümlenin ikinci paragrafına hangi kelime seçilirse seçilsin, bütünlüklü bir yenilgi henüz başarılamamıştır.
Onbir konuşlanmışçasına tehditkar ve kabullendirmek için silahlanmış. Beni bekliyor. Yine kazanan o'nlar oldu. Yenilmemek adına, onun için verilecek çaba adına kaybetmenin, arkasız bırakılmanın yoksunluğunda `dostlar bu günü bilmesinler´ istiyorum...
Bu içerik 45 kez okundu
paylas