´´Toplumu yönlendirmekte ve onun nihai güçlerinin temellerini atmakta yükümlü olduğunu hisseden kimi çevrelere ve ona istinaden bir eleştiri ve özeleştiri niteliğinde bir metindir.´´
Bir hareketin içinde bulunan dinamik karakteristik'ler, kitleselliğinde şekillenen yapısal özgüven ve öz-örgütlülüğünde bulunan dirayet ve geleceğe olan bağlılığında kurduğu bağları kadar ´örgüt olabilme´ yetisine sahiptir. Tüm bu karakteristik yapısal normlar bir örgütü var edecek olan ekonomik, sosyal ve siyasal hatlarının ideolojik netliğinden dışarıya açılabilmesi için birer anahtar noktalardır. Örgütlü bağlar arasındaki ilişkilerin tek merkezden politize edilememesi durumunda oluşabilecek yıkımlar ne kapitalizmin saldırısı ne de güçsüzlükten doğan gerekçeler olamaz. Bu anlamda Türkiye solunun içinde bulunduğu hararetin de temel sorunu olarak kapitalizmin saldırılarından bahsedilemez. Yenilgilerin temelinde yatan asıl neden, örgütü var eden etmenlerin doğru yönetilemiyor olması, karakteristik ve özgün hareket edilemiyor olmasıdır. Geçmişin yenilgisini aşabilmenin önkoşulu olarak tasnip ettiği (tüme varımda) kuyrukçuluk, yedeklenme ve renkli şekilcilik bazen de ilkelilik iddialarını taşıyan söylemlerin ve standardın içinde ilkesizliğin yatıyor olması... Bu denli açık bir süreçte henüz siyasal alanı dolduracak bir argümanın olmayışı sürecin önünün açılmak istenmesinden korkulmaktan, daha öncelikli bir söylem ile yandaşlarına olan güvensizliktir.
Salt siyasal öznelerin, tasarlanan projelerin içine vakıf olamaması ve kitlenin örgüte yedeklenmesinin isteminden an itibariyle vazgeçilmemesi yeni kavram olarak liberal sol tarifini de doğuracaktır. İlkesiz siyaset icra etmenin toplumsallıktan uzaklaşıldığının, sol içi ilkesiz birliktelikleri ve taşere edilmiş programları da yaratmakta gecikmemektedir. Bu ihtiyacı yaratan güçsüz ve kimliksiz çevrelerin ittifak, girişim, kooperatif gibi isimlerle üçerli beşerli gruplar halinde kendi ihtiyaçlarını karşılamaktan öteye varamayan taslaklara imza attıklarını her daim görebilirsiniz. Kadim dostlar projesi olarak nitelediğim bu örneğin önermesini önceleri sosyal demokrat çevreler sahiplenirken, bugüne denk düşecek bir ihtiyacı tasvir eden ise elinizin avucunuzun içindeki soldur.
Yenilenmemekte ısrarcı bir 21.yy solu ve sosyalist hareketi dizini olarak yenilgiye o denli açık, küçülmeyi daralmayı nihayetinde bir evrilme olarak görenler olacaktır -ki fabrika önlerinde çadır kuranlardan, beyaz yakalıların politikleşmek için sarfettikleri efordan da haberdar değildirler.
Süregelen operasyonlar, saldırı ve tahrik edici kırıcı durumlar bu konumda ezilen halkın talepleri etrafında birliktelikten uzaklaşalı 90'ları çeteleye dahil edersek yirmi küsür yıl oldu. Artık halk kendi isyanını yaratabilmekte, kendi siyasal hatlarını insani taleplerini, yaşam iddialarını, keza sendikalarını kendileri belirlemektedir. Toplumu yönlendirmekte ve onun nihai güçlerinin temellerini atmakta yükümlü sosyalist gelenekler tükettikleri değerler içerisinde kanını yenileyememenin büyük buhranlığını yaşıyor.
Devrimci kimliği olmayan ya da onu yitiren tüm toplumlar savaş karşısında emperyalizmin kuşatmasında onun belirleyiciliğini yaşayacaktır.
Metin yüklenme aşamasındadır.
Bu içerik 27 kez okundu
paylas