Deprecated: mysql_connect(): The mysql extension is deprecated and will be removed in the future: use mysqli or PDO instead in /home/erenaligulcom/public_html/ayar.php on line 9
Eren Ali Gül - Zorlantılı yaratıcılığa inat, insanca bir yaşamı yaratalım

Zorlantılı yaratıcılığa inat, insanca bir yaşamı yaratalım

(Güncellendi -- 2009-07-20)
Bilişim ve İletişim çalışanlarının ekonomik-demokratik alandaki hak ve taleplerinin günümüzde gitgide yok olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. Neo-liberal politikaların yarattığı tahribatlar, kapitalist küreselleşmenin kendi iç-krizi, Yoksunluk derecesinde tırmanışa geçen yaşam standart(sızlık)ları gün geçtikçe derinleşen küresel kriz ile ``artık yeter´´ demeyi, pratikte programlı bütünlükle ifade etmeyi gerektiriyor. Bugün gelinen noktada, Bilişim alanındaki beyaz yakalıların sermaye odaklarını doyurduğu, çalışanlar arasında ise keskin bir iş avı süregeldiği apaçık ortadadır. Sektörde artan rekabet ile çalışanlara yönelik saldırgan ve kar hırsı tetikleyen bu tutum karşısında Yerli burjuvazi ve dünyanın neo-liberal politikalarını belirleyen dev şirketlerin, beyaz yakalıları işçi'leştirdiği yönünde çeşitli makaleler son haftalarda gazete ve internet sayfalarında gezinmekte. Kapitalizm hızlı ve sürekli üretim için beyaz yakalılarının iş gücünü kullanmaktadır. Bu süreç içerisinde kimi zaman beyaz yakalıların apoletli, kimi zaman ise hammal statüsünde ``iş gereği´´ hukuksuzca çalıştırılıyor olması da gözlemlenebiliyor. Şanslı olanlar bugün bankaların her an ayağı kayacak şekilde tasarlanmış müdürlüklerinde, kimileri küçük bir teknik atölyede mavi yakalı olarak, kimileri ise yaşamının neredeyse tamamını iş üreterek yaşamak zorunda kalıyor. Sendikalaşma ihtiyaçlarının bu eksende belirerek doğru analizlerle ve reel verilerle hareket ettirilmesi ``zorunlu ihtiyaç´´ olarak karşımızda duruyor. Çalışan kesim ile bugün üniversitelerde yetişmeyi bekleyen genç beyaz'lar için önümüzdeki yıllar, daha derin bir işsiz ordusunun oluşacağı bekleyişini yaratıyor. Sermaye güçlerine karşı örgütlü ve sendikal dayanaklarıyla ayakta durabilmeyi başarabilmek bugün ve gelecekteki tüm sorunlar için politik bir örnek oluşturacaktır. Deneyimli bir örgütlülüğün inşası da, hareket ederken programlı davranmaktan, dönemin ihtiyaçlarına karşılık gelecek bir yapıyı tasarlamaktan geçecektir. Ortak bir dil yaratabilmek bu noktada önemlidir. Harekete geçirilecek alanın ``yönetişim´´ kültürü de doğal yollardan oluşacaktır.

Varsayımlarla değil, reel sorunlar etrafında fikir yürütülmeli

Kimi çevre ve kişilerce beyaz yakalıların esasında bir işçi vasfı taşıdığı yönündeki metinleri de gözardı edilecek bir durum değildir. Beyaz yakalıların işçi normlarını taşıdığını iddaa eden bu kişi ve kurumlar, henüz Marksizm ile tanışıklık edebilmiş değildirler. Belirsizlikler üzerinden yarattıkları kısır tartışmalar da kendileriyle birlikte, tasavvur ettikleri projeleri de içine sürüklemekte. Marksist bir açıdan durumun ekonomi-politik'ini görme ihtiyacı duymadan, alanında mücadele yetisi yaratmaya çalışanlar, çözümsüzlükleri ve başarısızlıkları ile dönüşümlü bir artı'yı kazanamayacaklardır. İşçi olduğunun farkındalığını yaşamayan biri, işçi sınıfının önderliğinden bahsedemez. Burjuva karakteri taşıyan her toplumsal tabaka ya da yapı, istediği an istediği iş sahasında ücret karşılığı iş üretebilir. Bir beyaz yakalı bir şirkette yönetim komisyonundayken, aynı zamanda bir bilişim firmasının sahipliğini de üstlenebilir. Bunun da dışına çıkarak, çiftçilikte, terzilikte yapabilir. Bu post-modernizmin günümüze verdiği zararlardan başlıcaları denebilir. Sınıfsal normların tariflemesinden doğan sıkıntıları bu eksende tartışmak, bu gerekçelerle de Marksist öğreti karşılığında dezenformasyona uğramış sınıfsal tespitleri de doğru okuyabilmek gerekir. Burjuva karakteri taşıyan bir beyaz yakalının kendini tanımaması, kurtuluş'a varacak bir önermeye tahakküm kılması beklenemez. Bu denli açık bir durumdan yola çıkılarak dahi, alanını bilmeden kurgulanılan mecrada alternatif olabilmeyi başarabilmekte mümkün değildir. Örneklendirmek gerekirse; fordist üretimin geliştirildiği süreç kapsamında, hiçbir beyaz yakalı bant'larda köleleştirilmemiştir. Köleleşen klasik olarak vasıfsız işçiler ya da vasfı olmayan diğer iş kollarından seçme insanlar kullanılmıştır. Ya da başka bir deyimle; Darwin'in, Freud'un, birer işçi oldukları dünya konjonktüründe de yaşamıyoruz. Nihayetinde, sorun el-bilek/beyin arasındaki sömürünün sınıfsal farklılıklarıdır. Şayet beyin fonksiyonelliğinin sömürülmesi, sömürüleni işçi yapacaksa dünya nüfusunun ve hatta orta sınıfın da tamamının işçi sınıfının temsiliyetini taşıdığını söyleyebiliriz.(!) Mimarların, mühendislerin, akademisyen bilim adamlarının kendi içlerinde birer işçi tabakası ve yığınları yarattığı da söylenebilir. Öyle ki; kapitalizmi ve yarattığı ekonomik faaliyetler için geliştirdiği ara normlar (bunlar beyaz yakalıların bulunduğu alanlar) sosyalist literatürde bir karşılığı olmayan alanlardır. Liberal, sosyal-demokrat çizgideki beyaz arkadaşlar kızacaktırlar, dünyayı ne sosyal demokrasi ne de liberal dayatmalar kurtaramadı, kurtaramayacaktır. Bugün bizim derdimiz, kapitalizmin kar hırsı için yarattığı iş yoğunluğunu ve sahasını, ihtiyaçlar doğrultusunda düzenleyip tariflemektir. Klavuzu doğru okuyabilirsek, bu kapitalizmin lehine bir süreç olarak gelişecektir. ...

Ortak sorun: ``çok düşün, kalıcı ol ve öl´´

Bugün basılı ve görsel yayımcılığın dibe indiği bir çağı yaşıyoruz. Gazete nüshalarının boy-boy reklamlarla kuşandığı, internet ve televizyon kanallarında; animasyonlu reklamlar ile milyar dolar'lık cirolarıyla iş başardığını düşünen şirketler ve buralarda o reklamları yaratmak için çabalayan rahatsız bir kesim var. Rekabeti yaratan, reklamcı yönünü her gün biraz daha zorlayan, beynini ertesi gün daha da zorlamadığı sürece işsizliği tadacak olan bir çalışma standardında ``yaşamı sevmek´´ hiç de mümkün gibi görünmüyor. Daha çok yıpranmamak, daha çok yaratıcılık adına sabahlamadan, 8 saatlik çalışma koşullarında iş sürekliliğini engellemeden yaşamak için ne yazıkki çok bedel ödenmeli.

Emek-sermaye çelişkisine karşı `Sol'a´ yaslanmalı

Beyaz yakalıları; sol düşünce ürünü olarak mücadele alanına eklemlemeyi zorunlu kılmadıkça, salt ekonomik-demokratik talepler üzerinden bir kurtarıcılık söz konusu olamaz. Solun mücadele alanına girmesini temenni ettiğim bu hususta, klişeleşmiş işçi-işveren çatışmasından farklı olarak yaşam-üretim alanındaki ilişkiye değen emek-sermaye çelişkisini ortaya koyan bir tarzı yaratmak olacaktır. Burjuva karakteri taşıyan bu üretim ilişkilerini, yönelimlerini politize etmek bir sonraki dönem için deneyci tarzı ve alışkanlığı da yaratacaktır.

Sonuç yerine: ``başarabiliriz´´

Sosyal, ekonomik ve demokratik alandaki kazanımların artırılması için daha çok iş yerinde ortaklaşarak; kaybedilenler üzerinden gidilerek, kaybedilmeyi bekleyen sırada konumlanmış sorunlar için de düşünerek hareket edilmelidir. Kendi öznelliğinde gelişen bu sürece ilişkin yavaş ve doğru ilerlenebilirse beyaz ve mavi yakalıların zaferi geleceğe birşeyler bırakabilir. Devrimci ve muhalif yönlerinden arınma güdüsüyle hareket edenler, bilmelidirler ki; hiçbir mücadele muhalif ve ilerici yönlerinden arındırılarak kazanılamaz.
Söz Yetki Karar Bilişim Emekçilerine!

Beyaz yakalı emekçi;
Eren Ali GÜL
gulerenali@gmail.com

Eren Ali Gül



Bu içerik 796 kez okundu


Müzik aletleri

Deprecated: mysql_connect(): The mysql extension is deprecated and will be removed in the future: use mysqli or PDO instead in /home/erenaligulcom/public_html/ayar.php on line 9

Fatal error: Cannot redeclare meta() (previously declared in /home/erenaligulcom/public_html/php/meta.php:9) in /home/erenaligulcom/public_html/php/meta.php on line 28