On ıslak parmak
Saat on
Üçü ileride
Sabaha on kala
Parmaklar beşe beş
Silkeler ayrı
devamını okuyun »
Dağıtıyor bahtını çevreleyen kırmızı pullarını...
hayata seyire kalan
devamını okuyun »
Devrimciliğin keşfinin henüz önünün tıkanık olduğu bu cumhuriyet dönemi; koşullar itibariyle bilfiil militer bürokrasinin yani tepeden inme cumhuriyetin (klasik faşizm diyebiliriz) kendini test ettiği, sınadığı bir süreç diyebiliriz. Bu bürokratik ve militer kökenli cumhuriyet ve demokrasi denemeleri, Türkiye'de bir dönüm noktası olmaktan çok ``tırpanlanan bir gericileşme çağının, sömürgelere açılan kapıların açıldığı´´ bir tarihsel dönemeçtir. Aydınlanmanın kendini aşabileceği gerçekliği, ifade biçiminin bir dereyi atlamasından da öte bir çağı atlamasına karşılık gelmektedir. Tüm bu kararmış tarihin eşiğinde demokrasi adına işlenen katliamlar da vardır ki; Ermeni soykırımı, Dersim soykırımı vs. olarak bir dönemin kendini analiz edebilme yeteneği de kendini ifşa edebilmektedir.
Ayrıca dipnot olarak;
Derin devlet olgusunun Türkiye'de kanallarını sivil faşist karakterlerle çoğaltmaya ve desteklemeye çalıştığını göz önünde bulundurarak, bazı faillerin ``bireysel tepki´´lerden ortaya çıktığı iddia edilir. Bu iddianın temelinde, derin devletin kendi organlarını gizlemek çabası dışında birşey olmadığı bütün tarihsel çıplaklığıyla görünmektedir.
Öyle ki; burjuvazinin kendi yerel kaynaklarını henüz hazırladığı, kendi jargonunu tahayyül edebilmesiyle sözden eyleme geçmekte ısrarcı olamadığı delillendirilerek ``edebiyat, sanat´´ gibi başlı başına sosyolojik bilim dallarının kendini yerlileştirmesi yani geliştirip kütüphane olmasını da engellemiştir. Yerel kaynakların, devlet adına ve
devamını okuyun »
Yıllandım yılların başka şehirlerinde
devamını okuyun »
Kervan yola çıktı.
Kervan, dağılan kuş sürüleri gibi vurdu kanatlarını rüzgara karşı.
devamını okuyun »
Her şiir üç noktalı biter,
kazasız, sonuçsuzdur.
Kararı okuyanda kılar şair
kendindeki tekdüzeliği
okuyananında en geniş anlamı bulmasını ister.
En çokta kadim dostların
başımızı delen yoksunluklarında
hissederiz o en geniş, en varlıklı söz öbeklerini.
devamını okuyun »
Sen hediyensin kendinin
kısır inancınla sıvazlanıp
paketlenirsin
devamını okuyun »
Anıtın önünde
beyaz flamalı yazıcılar
noter memurlarına fiş keserken
yakalarını sıyırıp
gök ağacının dallarını kırdılar
yakalandılar
adalet kızlarını işleyen
roman yazarları
fişlediler kibrit kutularına
devamını okuyun »
Yollar mıdır çekip götüren
Yolcuların bağdaşı mı koparan zincirleri
Yolları ayıran
Yollarda kaybolan
Büyük yolların ceplerinde saklanan
devamını okuyun »
Elleri yakan,
Körükleyerek attığımız kışlıklarımız
devamını okuyun »